bcycle3.jpg
Biz Kimiz, Hakkımızda Fotoğraf, Fotoğrafçılık Dağcılık Doğa Yürüyüşleri, Trekking, Gezi Doğa, Çocuk ve Doğa, Ağaç Türleri, Böcekler ve Bitkiler Bisiklet, Parkurlar, Yazılar, Anılar Sponsorlar İletişim

Çocuğumla Doğadayız Çocuğumla Doğadayız

E-Posta:


   

Ana Sayfa > Bisiklet > Pedalla Anılar



Akdeniz Bisiklet Turu

Özgür Kaynak - 31 Ekim – 7 Kasım 2011

1-ozgur-akdeniz-bisiklet-01.jpg

Etkinlik  Adı :
Kıyıdan Kıyıdan Akdeniz Bölgesi Bisiklet Turu

Etkinlik Başlangıç Tarihi :
31 Ekim 2011

Etkinlik Bitiş Tarihi :
07 Kasım 2011

Ulaşım Bilgileri :
Ankara – Muğla arası otobüsle, Muğla – Mersin arası bisikletle,         Mersin – Muğla arası otobüsle



Hazırlıklar

  • Harita üzerinden gideceğim mesafeler arasındaki uzaklıkları belirleyerek güzergahımı oluşturdum ve gerekli olan dökümanların çıktılarını aldım.
  • Bisikletime bakım yaptırdım ( Dış tekerlerin değişimi, fren-vites ayar ve bakımları ).
  • İhtiyaç listesi oluşturarak, bu listeye göre de çantamı hazırladım.
  • Normal de hava durumuna da bakmam gerekiyordu. Ama ben biraz sürpriz olsun ve de şartlar ne olursa olsun bu bisiklet turuna çıkmayı düşündüğüm için hava durumuna bakmadan yola çıktım.



Beslenme  


Yanımda giderken götürdüğüm yiyecekler :

  • Fındık,ceviz ve badem
  • Kuru ve yaş meyve
  • Çikolata ve şeker
  • Tatlı ve tuzlu bisküvit v.b.



Yolda iken beslenme konusunda dikkat ettiğim şeyler :

  • Gün içerisinde mineral ihtiyacını karşılayabilmek için olabildiğince soda içmek.
  • Gün içerisinde karbonhidrat ihtiyacını karşılayabilmek için hamur işi, makarna ve benzeri şeyleri yemek.
  • Gün içerisinde vitamin ihtiyacını karşılayabilmek için meyve yemek.
  • Gün içerisinde şeker ihtiyacını karşılayabilmek için çikolata ve benzeri şeyleri yemek.
  • Gün içerisinde enerji ihtiyacını karşılayabilmek için çerez ve kuru meyve yemek.
  • Gün içerisinde su ihtiyacını karşılayabilmek için de havanın durumuna göre bol miktar da sıcak ya da normal ısısında su içmek.



Gerekli Olan Teknik Malzemeler


Bisiklet Malzemeleri : Kask, eldiven, gözlükler, alyan anahtarı, pompa, yedek iç lastik, yama takımı, arka far, kilit, mataralar, bagaj ve çantası, bagaj için lastik,

Giysi : Alt-üst su geçirmeyen giysiler, panço, termal içlik, uzun ve kısa tayt, polar, terlik, bisiklet ayakkabısı, çorap, havlu, bel çantası, kapri, kar maskesi, rüzgar geçirmeyen mont, buff, su geçirmeyen ayakkabı koruyucular, bagaj çantası yağmurluğu,

Elektronik Malzemeler : Fotoğraf makinesi, telefon, mp-3 çalar, şarj aletleri

Yola Dair Malzemeler : Harita, gidilecek yerlerle ilgili dökümanlar ve mesafe değerleri, kağıt, kalem

Tıbbi Malzemeler : Güneş kremi, yara bandı, pamuk, sargı bezi, tendürdiyot,  sürtünme ve kas kasılmalarına karşı krem, ıslak mendil, sabun, şampuan, diş fırçası ve macunu, el ve vücut kremleri, ağrı kesici, deodorant, selpak mendil, anti bakteriyel jel,

Kamp Malzemeleri : Çadır, mat, uyku tulumu, fener, büyük çöp poşeti,

Diğer Malzemeler : İp, buzdolabı poşeti, çakı, su ısıtıcı, termos bardak, sopa, biber gazı,



Uygulanan Rota ve Konaklama

1.gün : Muğla, Ula, Gökova, Köyceğiz, Dalaman, Göcek, Fethiye ( Çadırda konaklama )
2.gün : Fethiye, Kalkan, Kaş (Pansiyonda konaklama )
3.gün : Kaş, Demre, Finike, Kumluca ( Çadırda konaklama )
4.gün : Kumluca, Tekirova, Çamyuva, Kemer, Göynük, Antalya, Serik ( Çadırla konaklama )
5.gün : Serik, Manavgat, Alanya, Gazipaşa ( Çadırla konaklama )
6.gün : Gazipaşa, Anamur, Bozyazı, Aydıncık ( Öğretmenevinde konaklama )
7.gün : Aydıncık, Taşucu, Silifke ( Çadırda konaklama )
8.gün : Silifke, Ayaş, Erdemli, Mersin



Günlük Km Detayları

1.gün : 149 km
2.gün : 103 km
3.gün : 112 km
4.gün : 126 km
5.gün : 166 km
6.gün : 118 km
7.gün : 100 km
8.gün :   71 km

Toplam : 945 km



Bisiklet Turunun Ardından…

  • Bugüne kadar tek başıma yapmış olduğum turlardan km ve gün olarak en uzun olanı.
  • Bisiklet hayatımda, turdayken geçirdiğim en zor günlerin arasına bu turda geçtiğim ve iki günümü alan Gazipaşa – Taşucu parkurunu da ekleyebilirim ( 6. ve 7. günler ).
  • Yolun denizle paralel gittiği kısımlarında manzara ve doğanın seyir zevkinin güzel olması…
  • 945 km lik yol boyunca tekerlerimin hiç patlamaması ( kullandığım özel lastiğin büyük katkısı var ) ve bisikletimde herhangi bir sorun meydana gelmemiş olması.
  • 8 gün boyunca en büyük endişelerimin başında gelen hava durumunun; gündüzleri hep güneşli, gecelerinde ayaz olması.


 


Teşekkürler

  • Samimiyetini ve de yardımlarını esirgemeyen tüm yöre halkına.
  • Kamp malzemelerini temin etmemi sağlayan Süleyman Demircan ve Gürel Kutlular’ a
  • Bisikletimin tur öncesi ve sonrası bakımını üstlenen Red Bisikletin sahibi Taner Abi’ye.
  • Yolda olduğum süreç boyunca ilgilerini eksik etmeyen dostlarıma ve arkadaşlarıma.

 

1-ozgur-akdeniz-bisiklet-01.jpg
1-ozgur-akdeniz-bisiklet-02.jpg
1-ozgur-akdeniz-bisiklet-03.jpg
1-ozgur-akdeniz-bisiklet-04.jpg

1-ozgur-akdeniz-bisiklet-05.jpg
1-ozgur-akdeniz-bisiklet-06.jpg
1-ozgur-akdeniz-bisiklet-07.jpg
1-ozgur-akdeniz-bisiklet-08.jpg

1-ozgur-akdeniz-bisiklet-09.jpg
1-ozgur-akdeniz-bisiklet-10.jpg
1-ozgur-akdeniz-bisiklet-11.jpg
1-ozgur-akdeniz-bisiklet-12.jpg

GÜNLÜĞÜM
 

 1.Gün ( 31 Ekim 2011 Pazartesi )



Yaklaşık 10 saat süren otobüs yolculuğunun sonunda sabah 07:00 civarında Muğla’ ya varıyorum. Otogarda otobüsden inerek bagajda bulunan bisikletimi koyarken nasıl zorlandıysam indirirken de aynı şekilde zorlanarak indiriyorum. Kendime uygun bir yer bularak ilk önce bisikletin ön tekerini takıyorum. Ardından çadır, uyku tulumu, mat ve diğer malzemeleri bisikletime yerleştiriyorum. Sonrasında 07.30 gibi pedal çevirmeye başlıyorum. Aradan 5 dakika geçmeden durmak zorunda kalıyorum çünkü sabahın sert ayazına karşı yüzümü ve vücudumu özel bir korumaya almak zorunda kalıyorum. Ardından yola devam ediyorum.

 

Muğla çıkışındaki rampaya varmadan önce, önümde bir bisikletlinin ilerlediğini fark ediyorum. Biraz daha yaklaşınca onun da benim gibi bisiklet turunda olduğunun farkına varıyorum. Hatta onun taşıdığı malzemelere bakınca daha uzun süreli bir turda ve yabancı olduğunu anlıyorum. Yanından geçerken selamlaşıyoruz. Daha sonra adının Saw olduğunu öğrendiğim Fransız yoldaşımla yollarımız ilerleyen günlerde yine kesişecek.

 

Muğla çıkışında turumun ilk fotoğrafını çekmek için duruyorum. Hatta durduğum yerde  otobüs durağın da bulunan birisinden fotoğrafımı çekmesi için ricada bulunuyorum. Ardından kaldığım yerden rampayı çıkmaya devam ediyorum. Yaklaşık 20 km lik bir yolun ardından karşıma çıkan Gökova körfezinin manzarasından dolayı mola verip bu anın tadını çıkarıyorum. Yeniden yola koyularak yaklaşık 10 km lik keyifli bir inişin ardından Gökova’ dan geçerek yoluma devam ediyorum.

 

Bu arada karnımın bir hayli acıkmış olduğunu hissederek kahvaltımı yapmak için uygun bir yer bakınırken, önüme çıkan ilk benzinliğe dalıyorum. Çalışanlarla selamlaştıktan sonra dışarıda bulunan ve herkese ücretsiz olan seyyar çay ocağından, termos bardağımla çayımı alarak uygun bir yere çekiliyorum ve annemin yapmış olduğu poğaçaları da çıkartarak kahvaltımı yapmaya başlıyorum. Bir yandan orada bulunanlarla sohbet ediyorum. Artık yola çıkma vakti geldi dediğimde yaklaşık 40 dakikadır orada olduğumu anlıyorum. Kısa vedalaşmanın ardından benzinlikten çıkarak yoluma devam ediyorum. Bu arada benzinlikten ayrılırken Muğla’nın çıkışında rastladığım bisikletlinin arkamda ve mola vermek üzere olduğunu farkediyorum.

 

Havanın ısınması ile yüzümdeki kar maskesini, montumu ve elimdeki uzun eldivenleri çıkartıyorum ve yola devam ediyorum. İnişler ve çıkışlar eşliğinde ilerliyorum. Sırasıyla Köyceğiz ve Ortaca ilçelerini geçerek, ara ara da çay ve dinlenme molası vererek bir hayli yol katediyorum. Bu arada geçmiş olduğum yerlerdeki benzinliklerde ücretsiz çay hizmetinin bir hayli yaygın olduğunu farkediyorum.

 

Öğle saatlerinde Dalaman’ a varıyorum ve buraya varmamla beraber yol çalışmalarıyla  turumun daha ilk gününde tanışma fırsatı buluyorum. Çevre yolunu yol çalışması nedeni ile kapatmış oldukları için şehir merkezine girmek zorunda kalıyorum. Ancak yolda gördüğüm bir trafik polisine nasıl gideceğimi sorarken, onun tavsiyesi ile yol yapımı olan çevre yoluna ara sokaklardan çıkarak, ilerlemeye buradan devam ediyorum. Çünkü trafik polisi merkezden gitmem durumunda yolun çok uzayacağını ama çevre yolundan gidersem yol yapımına rağmen daha kısa bir sürede gideceğimi belirtti.

 

Çevre yoluna çıkarak yoluma devam ediyorum. Yol çalışmasının trafik polisinin söylediği gibi beni engellemediğini, aksine çok daha rahat bir biçimde ilerlememi sağladığını gördükçe pedallarıma boş olan yolda biraz daha asılıyorum. Tabii bu arada art arda  önüme çıkan beş uzun rampadan sonra bir hayli yorgun düşüyorum. Ayrıca devletimin yolu kısaltmak adına yaptığı tüneli paralı, yani otoban yapmış olmasından dolayı, ben mecburen dağ yolunu kullanarak alt tarafı 300 metrelik yolu 10 km şeklinde dağ yolundan rampa çıkarak yapmak zorunda kalıyorum. Tek tesellim dağ yolu boyunca görmüş olduğum seyir zevki oluyor.

 

Acıktığımı hissederek yol boyunca yemek yiyecek yer bakınmaya başlıyorum. Önüme bir kır lokantası çıkıyor. İlk başta kapalı olduğunu sanıyorum ama sonradan birileri içeriden çıkarak beni karşılıyorlar. Siparişimi verip bahçede güneşin altında oturarak dinleniyorum. Saç kavurması eşliğinde, salata ve yoğurdumu da yedikten sonra kahvemi de içerek tekrar düşüyorum yollara.

 

Saat 15:15 gibi Fethiye’ ye varıyorum ve durmadan ilerliyorum. Yol çalışmalarından dolayı taşıtlarla ufak sorunlar yaşıyorum ama neyse ki bu sorunlar tartışmaya dönüşmeden yoluma devam ediyorum.

 

Gece konaklayacağım bir yer bakınma saati olan 16.30 dan itibaren ( güneşin batışına yakın bir zaman dilimi ) geçtiğim yerler üzerindeki ilk benzinliğe girerek şansımı deniyorum ama sorumlu kişiler orada olmadığı için, 100 metre ilerideki diğer benzinliğe gidiyorum. Sorumlu kişiyi bulup izin alarak havuz başında uygun olan bir yere çadırımı kurup, yerleşiyorum. Kıyafet değişimi ve temizlik işlerinden sonra yanımdaki yiyecekleri yiyorum. Son olarak gerekli notlarımı aldıktan sonra yatıyorum.

 

Hava Durumu : 22 derece civarında, güneşli ve açık.
 

 

2-ozgur-akdeniz-bisiklet-01.jpg
2-ozgur-akdeniz-bisiklet-02.jpg
2-ozgur-akdeniz-bisiklet-03.jpg
2-ozgur-akdeniz-bisiklet-04.jpg

2-ozgur-akdeniz-bisiklet-05.jpg
2-ozgur-akdeniz-bisiklet-06.jpg
2-ozgur-akdeniz-bisiklet-07.jpg
2-ozgur-akdeniz-bisiklet-08.jpg

2-ozgur-akdeniz-bisiklet-09.jpg
2-ozgur-akdeniz-bisiklet-10.jpg
2-ozgur-akdeniz-bisiklet-11.jpg
2-ozgur-akdeniz-bisiklet-12.jpg

2.Gün ( 1 Kasım 2011 Salı )



Sabah 6 ya doğru donmuş bir şekilde uyanmak zorunda kalıyorum. Gece yarısından sonra üşümeye başlayan vücudum sabah kalkmaya yakın donma derecesine kadar soğumuş oluyor.

 

Zar zor kalkarak üstümü değiştiriyorum. Eşyalarımı ve çadırı  toplayarak bisiklete yerleştiriyorum. Ardından dünden kalan poğaçalarla kahvaltımı yapıyorum.

 

Neden bu kadar üşüdüğümü düşününce aklıma ilk gelenler şunlar oluyor: Çadır ve uyku tulumunun yazlık olmaları ve bulunduğum bölgelerdeki nemin etkisi.

 

Saat 07.10 da pedal çevirmeye başlıyorum. Dünkü tecrübemden de yararlanarak yola çıkmadan sabah ayazına karşı sıkıca giyiniyorum. İniş çıkışlarla ilerlemeye devam ediyorum. Yol üzerindeki levhada Pınara Antik kentinin ismini ve 6 km mesafede olduğunu görüyorum. İlk önce gidip görmek istiyorum ama sonra üşeniyorum. Yol ayrımından 1 km ilerledikten sonra yol kenarındaki kır lokantasının sahibi bir amca ile tanışıyorum. Ayak üstü biraz muhabbet ettikten sonra bana Pınara Antik kentine gitmemi tavsiye ediyor. Ben de bu tavsiyeye uyup geri dönüyorum ve yol ayrımından Pınara’ya doğru ilerliyorum. Yolun ilk 4 km si gayet iyi ama son 2 km.lik kısım taş, toprak ve rampa olduğu için sabah sabah çıkmakta bir hayli zorlanıyorum. Zorlanmalarımın sonucunda Pınara Antik kentine varıyorum ama ortalıkta bir görevli göremiyorum. Hatta orada bulunan kulübelerin kapalı olduğunu görüyorum. Bisikletimi bir yere koyarak küçük bir gezinti yapıyorum ve geri dönüyorum. Sonra orada bulunan banklara oturup bir şeyler atıştırıyorum ve biraz  dinleniyorum. Bu defa inerken 2 km boyunca yine sıkıntı çekiyorum. Sonrasında 4 km lik yolu 5 dakikada hafif eğim sayesinde alıyorum. Yaklaşık 1.5 saatimi harcamış oluyorum bu yer için.

 

Yola kaldığım yerden devam ediyorum. Saat 10 gibi yolumun üzerindeki Eşen ilçesine uğrayarak bir şeyler yemek istiyorum. İnsanlara da sorarak fırına gidiyorum. Simit ve poğaça alarak meydanda bulunan kahveye gidiyorum ve  çayımı da alarak ikinci kahvaltımı yapıyorum. Bu arada yanımda toplanan yöre halkıyla sohbet ediyoruz. Kahvaltım bittikten sonra herkesle vedalaşarak tekrar yola koyuluyorum.

 

Yolumun üzerinde bulunan Kınık Kasabasının içindeki  Xanti Antik Kentini görmek için merkeze gidiyorum. Ama Antik kentin başına geldiğimde gördüğüm manzara karşısında geri dönmeye karar veriyorum. Çünkü ayakta olan sağlam bir yapı göremiyorum. Yeniden pedal çevirmeye başlayarak Kalkan’ a doğru ilerliyorum. Yol boyunca 4 km civarında bir rampa çıkmak zorunda kalıyorum. Bu rampayı çıkmaya başladığım andan itibaren bir köpek de peşime takılarak rampa bitene kadar eşlik ediyor. Rampa bittiğinde seyir zevkinin ve manzaranın güzel olduğu bir yerde mola verip hem dinleniyorum hem de bir şeyler atıştırıyorum. Moladan sonra güzel bir inişle Kalkan’ a doğru ilerliyorum. Tabii köpekle inişe geçmeden önce vedalaşıyorum.

 

Denizden uzak geçen 23 km nin ardından tekrar denize kavuşuyorum. Bir tarafım deniz bir tarafım dağlar eşliğinde yoluma devam ediyorum. Öğle sıcağının iyice bastırması ve açlığında etkisiyle halsiz düşüyorum. Yol boyunca sık aralıklarla molalar vererek yanımda bulunan sıvı ve katı yiyeceklerden alarak ilerliyorum. Saat 14.30 gibi Kaş’ a giriyorum. Kalkan ve Kaş arasındaki bu deniz kenarından ilerleyen yol çok hoşuma gidiyor.

 

Merkeze giderek telefonda görüşüp adresini aldığım pansiyona gidiyorum ve odama yerleşiyorum. Duş aldıktan sonra kendimi Kaş sokaklarına atıyorum…

 

Hava Durumu : 25 derece civarında, güneşli ve az bulutlu

 

3-ozgur-akdeniz-bisiklet-01.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-02.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-03.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-04.jpg

3-ozgur-akdeniz-bisiklet-05.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-06.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-07.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-08.jpg

3-ozgur-akdeniz-bisiklet-09.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-10.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-11.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-12.jpg

3-ozgur-akdeniz-bisiklet-13.jpg
3-ozgur-akdeniz-bisiklet-14.jpg

3.Gün  ( 2 Kasım 2011 Çarşamba )



Sabah 07.30 da kalkıp toparlandıktan sonra kahvaltı için pansiyonun terasına çıkıyorum. Çok güzel bir manzara eşliğinde uzun uzadıya doyurucu bir kahvaltı yapıyorum. Ardından eşyalarımı bisikletime yerleştirerek 09.15 de pedal çevirmeye başlıyorum. Kaş – Antalya yolu ayrımında bisiklet turunda olan 2 Türk ile karşılaşıyorum. Ayaküstü sohbet ediyoruz. Onların da Antalya’ya gittiğini öğreniyorum. Sonra vedalaşarak peşi sıra bizi bekleyen yaklaşık 7 km lik rampayı çıkmaya başlıyoruz. Sıcağında kendisini hissettirmesi ile bir hayli zorlanıyorum. Ve bu mesafeyi yaklaşık 40 dakikada çıkıyorum.

 

Yol daha sonra denizden uzaklaşarak ormanlık bir bölge içerisinde iniş ve çıkışlarla devam ediyor. Molalar verip bir şeyler atıştırarak hem güç depoluyorum hem de dinleniyorum. Ardından tekrar yola koyuluyorum.

 

Öğlen 12.30 da muhteşem bir manzara ve iniş eşliğinde Demre’ ye varıyorum. Tabii denize de tekrardan kavuşmuş oluyorum. Bu ara  yine bisiklet turuna çıkmış olan yabancı bir turistle selamlaşarak yoluma devam ediyorum.

 

Demre’ den çıkmam için 10 km pedal çevirmek zorunda kalıyorum. Ardından yaklaşık 26 km sürecek olan ; solumda dağ, sağımda deniz, virajlı ve bol iniş-çıkışlı keyifli bir yol eşliğinde saat 14.30 da Finike’ ye ulaşıyorum.

 

Deniz kenarından ilerleyen 18 km.lik yoldan devam ederek vakit kaybetmeden  Kumluca’ya
varıyorum. Merkez de gördüğüm bir pidecide karnımı doyurarak 15.30 gibi Kumluca’ dan çıkıyorum.

 

Önümde 15 km lik bir rampa olduğunu bilmeden yola devam ediyorum. Normalde rampanın 10 km olduğunu hesaplayarak yola çıkma kararı almıştım. Ama yolda çevirme yapan polislerden rampanın 15 km olduğunu öğrenince biraz daha kendimi zorlayarak hava kararmadan uygun bir yer bulmak istiyorum. Nihayet büyük çabalarım ve ıkınmalarım sonucu hava kararmak üzereyken rampayı bitirerek birkaç km ilerdeki benzinliğe varıp konaklamak için izin alıp çadırımı kuruyor ve yerleşiyorum. Bir şeyler atıştırdıktan sonra da yatıyorum.

 

Hava Durumu : 23 derece civarında, güneşli ve az bulutlu

 

4-ozgur-akdeniz-bisiklet-01.jpg
4-ozgur-akdeniz-bisiklet-02.jpg
4-ozgur-akdeniz-bisiklet-03.jpg
4-ozgur-akdeniz-bisiklet-04.jpg

4-ozgur-akdeniz-bisiklet-05.jpg
4-ozgur-akdeniz-bisiklet-06.jpg
4-ozgur-akdeniz-bisiklet-07.jpg
4-ozgur-akdeniz-bisiklet-08.jpg

4.Gün ( 3 Kasım 2011 Perşembe )



Sabah 06.15 de yine üşümüş ve rahat uyuyamamış bir şekilde kalkıyorum. Hemen toparlanarak yola hazır hale geliyorum. Çadırı kurduğum yerin yanındaki Serdar Usta’nın yeri adlı kır lokantasında çorba ve gözleme yiyerek kahvaltımı yapıyorum. Ardından 07.40 gibi pedal çevirmeye başlıyorum.

 

Sabah serinliği dağ havası ile birleşince kendisini oldukça hissettiriyor. Bu sefer gerekli önlemleri yola çıkmadan aldığım için yoluma durmadan devam ediyorum.

 

İnişli- çıkışlı dağ yollarından sonra, uzunca bir iniş eşliğinde deniz seviyesine geliyorum. Havanın da ısınmasıyla üzerimdeki fazlalıklardan kurtularak yola devam ediyorum.

 

Deniz seviyesine inmemle beraber bütün günümü kabusa çevirecek olan rüzgarla da mücadele etmeye başlıyorum. Belli aralıklarla molalar vererek ilerlemeye çalışıyorum ama rüzgar da tadımı kaçırmak için olanca kuvvetiyle esmeye devam ederek bana engel oluyor.

 

Nihayet Kemer’ e varıyorum. Yol kenarında satış yapan tezgahlardan meyve almak için duruyorum. Satıcı ile koyu bir sohbete dalıyoruz. Hem dinleniyor, hem sohbet ediyor hem de meyve yiyerek ( nar, mandalina ) yarım saat geçiriyorum.

 

Molanın ardından  genelde düz ve iniş şeklinde geçen bir yolda rüzgarın da etkisiyle ilerlemeye çalışıyorum. Tekrar denizi sağ tarafıma alarak Antalya’ya kadar bu şekilde gidiyorum.

 

Öğlen 12.30 da Antalya’ya varıyorum. İlk iş olarak Sds bisiklete yani Ogün’ ün yanına uğruyorum. Hasret giderip sohbet ediyoruz. Yemeğimi orada yedikten sonra vedalaşarak tekrar saat 15.00 gibi pedal çevirmeye başlıyorum.

 

Antalya sokaklarında ufak bir kaybolma olayı yaşadıktan sonra Alanya yoluna çıkabiliyorum. Bu sefer rüzgarı da arkama alarak yaklaşık 1 saatlik keyifli bir sürüş yapıyorum. Havanın  kararmaya başlaması ile Serik yolu üzerindeki Star Pet’ e girerek konaklamak için izin alarak çadırımı kuruyorum. Çadırıma yerleştikten sonra orada çalışanlarla beraber akşam yemeğimi yiyorum. Sonra da yatmak için tekrar çadırıma giderek günü bitiriyorum.

 

Hava Durumu : 21 derece civarında, güneşli ve az bulutlu

 

5-ozgur-akdeniz-bisiklet-01.jpg
5-ozgur-akdeniz-bisiklet-02.jpg
5-ozgur-akdeniz-bisiklet-03.jpg
5-ozgur-akdeniz-bisiklet-04.jpg

5-ozgur-akdeniz-bisiklet-05.jpg
5-ozgur-akdeniz-bisiklet-06.jpg

5.Gün ( 4 Kasım 2011 Cuma )



Sabah 5.30 da yine üşüyerek kalkıyorum. Hemen benzinliğe giderek bardağıma sıcak bir çay alıp ısınmaya çalışıyorum. Sonrasında simit ve poğaça da olduğunu görünce oturup kahvaltımı yapıyorum. Ardından eşyalarımı ve çadırımı toplayarak bisikletime yerleştiriyorum. Oradakilere teşekkür ederek sabah saat 07.00 gibi pedal çevirmeye başlıyorum.

 

Hava rüzgarsız, yol dümdüz ve  iyi olunca bisikletimi güzel ve keyifli bir şekilde sürüyorum. İlk molamı 1.5 saat sonra, ikincisini de ilk molamdan 1 saat sonra Manavgat yakınlarında veriyorum.

 

Alanya’ya saat 11.30 da ulaşıyorum. Birşeyler atıştırmak ve biraz dinlenmek için uygun bir yerde mola veriyorum. Bu esnada bisiklet turumun ilk gününde karşılaştığım Fransız bisikletli ile yine karşılaşıyoruz ve kısa da olsa sohbet etme şansımız oluyor. Adının Saw olduğunu, Fransa’ dan çıkarak Şam ‘a gittiğini, yol boyunca bisiklet turu yapan bir Türk’e rastlamadığını, bu yüzden beni görüp Türk olduğumu öğrenince çok şaşırdığını, geceleri çok üşüdüğünü, rota olarak da benim rotamdan 100 km daha kısa olan Fethiye’den sonra dağ yolundan Antalya’ya geldiğini ifade ediyor ve benim rotamı sorup sonrasında karşılıklı hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra yoluna devam ediyor.

 

Alanya merkeze varınca küçük bir alışveriş yapıyorum. Sonra tekrar yola koyuluyorum. Alanya’dan çıkmamla beraber yollar bozuluyor. 10 km daha ilerleyince de yol tek yöne iniyor ve sıkıntılar başlıyor.

 

İnişler, çıkışlar eşliğinde sağ tarafıma denizi alarak ilerliyorum. Uygun bir yerde denize nazır yemek molası veriyorum. Yemeğin ardından tekrar  tehlikeli yollarda pedallamaya devam ediyorum.

 

Gazipaşa’ ya 8 km kala denizden uzaklaşarak içeri doğru kıvrılan ve genişleyen yolu takip ediyorum. Gazipaşa girdikten sonra çıkmam için yarım saat daha pedal çevirmek zorunda kalıyorum. Yol ve geçtiğim yerler birden ıssızlaşıyor. Yaklaşık 18 km daha gittikten sonra Güneyköy’deki benzin istasyonuna varıyorum. Benzin istasyonu çalışmıyor ama oradaki işlerliğini koruyan markete giderek konaklamak için izin istiyorum.  Market sahibi ilk başta izin veriyor. Sonra biraz kuşkulanarak sorguluyor beni. Sonrasında da gönülsüz bir şekilde izin veriyor. Bende hemen çadırımı kurarak yerleşiyorum. Bir şeyler atıştırdıktan sonra yatıyorum.

 

Bu bisiklet turumdaki en fazla mesafeyi bugün yapıyorum. Sebebi ise rüzgarın arkamdan esmesi ve yolun hem düz hem de düzgün olması.

 

Hava Durumu : 24 derece civarında, güneşli ve açık

 

6-ozgur-akdeniz-bisiklet-01.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-02.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-03.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-04.jpg

6-ozgur-akdeniz-bisiklet-05.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-06.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-07.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-08.jpg

6-ozgur-akdeniz-bisiklet-09.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-10.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-11.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-12.jpg

6-ozgur-akdeniz-bisiklet-13.jpg
6-ozgur-akdeniz-bisiklet-14.jpg

6.Gün ( 5 Kasım 2011 Cumartesi )  



Sabah 6 da kalkıyorum. Diğer gecelere oranla daha sıcak bir gece geçiriyorum. Eşyalarımı toparlayıp, çadırımı kaldırıp bisikletime yerleştiriyorum. Marketten yeni gelmiş olan ekmekten alarak yanımdaki yiyeceklerle kahvaltımı yapıyorum. Saat 07. 40 gibi  günün ilk pedalını çevirmeye başlıyorum.

 

Yarım saat süren bir rampa çıkışı ile başlıyorum güne. Ardından solumda dağlar, sağımda ise uçurum, orman ve denizden oluşan bir yolda ilerliyorum. Bazen ormanların yerini muz ağaçları alıyor. Tabii yolun daraldığını da belirtmem gerekiyor. Bu şekilde hafif iniş ve çıkışlarla yarım saat kadar ilerliyorum. Sonrasında yaklaşık bir saat süren bir çıkış ve çok kısa süren bir inişin ardından tekrar uzun bir rampa çıkmak zorunda kalıyorum. Çıkış esnasında yolumun üzerindeki bir kır lokantasında çay molası veriyorum ve tabii ki yanında sohbet eksik olmuyor.

 

Moladan sonra tekrar yola devam ediyorum. Ama yolun kötü olması, tek yönlü olması, rüzgarın yine kendini hissettirmesi ve bunun üstüne bir de yol yapım çalışmalarının olması beni iyice zorluyor. Tabii buna bir de sürekli rampa çıkmamı eklemek gerekiyor.

 

Şartlar böyle olunca sık sık molalar vererek yanımdaki yiyeceklerden ve meyvelerden yiyerek yol için gerekli olan enerjimi korumaya çalışıyorum.

 

Anamur’ a saat 11.30 gibi varıyorum ve hemen yolun sağında bulunan lokantaya girerek çorba içip üzerine de lahmacun yiyerek tekrar  yollara düşüyorum. Bu kısımdan sonra yol biraz daha düzeliyor.

 

Bozyazı’ dan çıkarken mola vermek için bir otobüs durağının banklarını tercih ediyorum. Tabii beni gören 2 bisikletli çocuk Hakan ve Ferhat ile tanışıyoruz. Sohbet edip hatıra fotoğrafları çektiriyoruz. Daha sonra vedalaşarak ayrılıyorum yanlarından. Benim için zor bir yolculuk başlıyor.

 

Kısa bir çıkışın ardından, yine kısa bir iniş ve ardından da yaklaşık 20 km lik bir rampa çıkıyorum. Sonrasında da ufak iniş ve çıkışlarla devam ediyorum. Özellikle Gözce’ nin çıkışındaki rampayı unutmayacağım.

 

Saat 16.00 gibi Aydıncık’ a ulaşıyorum. Doğruca öğretmenevine giderek yerleşiyorum.

 

Bugünkü yolun yaklaşık 50 km si sadece rampa çıkarak geçiyor. Bu bisiklet turumun en zor günlerinden birini sorunsuz bir şekilde bitiriyorum.

 

Hava Durumu : 22 derece civarında, güneşli ve açık

 

7-ozgur-akdeniz-bisiklet-01.jpg
7-ozgur-akdeniz-bisiklet-02.jpg
7-ozgur-akdeniz-bisiklet-03.jpg
7-ozgur-akdeniz-bisiklet-04.jpg

7.Gün ( 6 Kasım 2011 Pazar )



Sabah saat 06.30 da kalkıyorum. Hazırlıklarımı yaparak, toparlanıyorum. 8 gibi kahvaltımı yapmak üzere yemekhaneye gidiyorum. Öğretmenevinde çalışanlar dahil toplam 3 kişi olarak kahvaltımızı yapıyoruz. Daha sonra görevliyle sohbete dalıyoruz. Odama gidip eşyalarımı alarak bisikletime yerleştiriyorum ve 09.20 de pedal çevirmeye başlıyorum.

 

Güne uzun bir rampa çıkışı, etkili bir rüzgar ve diz ağrısı ile başlıyorum. Yaklaşık bir saat sürüyor rampayı çıkmam. Şartlar böyle olunca da içimden bisiklet sürmek gelmiyor açıkçası ama mecburen sürmeye devam ediyorum. Molalar vererek ilerlemeye çalışıyorum ama bugünkü rüzgar bisiklet turum boyunca en etkili olanı. Bundan dolayı da ciddi anlamda zorlanmalar yaşıyorum. Yol denizden uzaklaşarak iç kısımlara doğru giriyor, sonrasında tekrar deniz kenarından kısa da olsa devam ediyor.

 

İnişler ve çıkışlar eşliğinde devam ediyorum yola. Sonrasında 20 km kadar denizden uzaklaşarak dümdüz bir yolda ilerliyorum. İlk önce meyve almak için kısa bir mola verip mandalina ve nar alıyorum. Ardından Akdere köyünün içinde gözleme yapan bir yerde durarak karnımı doyuruyorum.

 

Yemeğin üstüne sağlam bir rampa çıkıyorum. Ardından da ufak iniş ve çıkışlarla yol deniz kenarından devam ediyor. Tabii yol bazı kısımlarda genişleyip daralmaya devam ediyor.

 

Taşucuna varıyorum. Mola vermek ve bir şeyler alıp içmek için küçük bir büfenin önünde duruyorum. Büfenin sahibinin oğlu Uğur ile bu esnada sohbete başlıyoruz. Derken kendimi et yerken buluyorum. Sonrasında Uğurla vedalaşarak kısa bir yolun ardından Silifke’ ye ulaşıyorum.

 

Silifke’yi geçtikten 10 km sonra Mobil benzin istasyonuna girip konaklama için izin isteyerek çadırımı kuruyorum ve yerleşiyorum. Ardından çalışanlarla sohbet ve çay keyfinden sonra yatıyorum.

 

Bu bisiklet turumun en zor günlerinden birini daha sorunsuz bir şekilde bitiriyorum.

 

Hava Durumu : 23 derece civarında, güneşli ve açık

 

8-ozgur-akdeniz-bisiklet-01.jpg
8-ozgur-akdeniz-bisiklet-02.jpg
8-ozgur-akdeniz-bisiklet-03.jpg
8-ozgur-akdeniz-bisiklet-04.jpg

8-ozgur-akdeniz-bisiklet-05.jpg
8-ozgur-akdeniz-bisiklet-06.jpg
8-ozgur-akdeniz-bisiklet-07.jpg
8-ozgur-akdeniz-bisiklet-08.jpg

8.Gün ( 7 Kasım 2011 Pazartesi )

 

Sabah 5 gibi yine üşüyerek kalkıyorum. Bir saat kadar çadırda oyalandıktan sonra toparlanarak, çadırımı da toplayarak bisiklete yerleştiriyorum. Sonrasında benzinlikte sabah çayımı da içtikten sonra çalışanlarla vedalaşıp saat 07.00 gibi yola koyuluyorum.

 

Yola çıkar çıkmaz 500 metre geçmeden simit satan bir fırın görüyorum. Sonra bir bakkaldan peynir ve zeytin alarak orada bulunan kahveye oturup çay söyleyip keyifli bir şekilde kahvaltımı yapıyorum. Kahvede oturanlarla sohbet de başlayınca oradan ayrılmam bir saati buluyor.

 

Tekrar yola çıkıyorum. Rüzgar esmiyor bugün. O yüzden biraz rahatım. Yol  2 km sonra denizle kavuşuyor. Yaklaşık 1 saat sonra da Kız Kalesi’nin orada mola vererek dinleniyorum ve fotoğraf çekiyorum. Sonra tekrar ilerlemeye başlıyorum. Bu sefer de meyve almak için duruyorum ve Ömer abi ile muhabbet ediyoruz.

 

Daha sonra hiç durmadan Mersin’ e kadar ilerliyorum. Saat 11.00 de Mersin’e ulaşıyorum. Şehre girmem ve oradan otogara gitmek bir saati buluyor. Otogara ulaşıyorum. Otobüs biletimi alıyorum. Ardından tantunimi yiyerek kendimi ödüllendiriyorum.

 

Bir bisiklet turunu daha sorunsuz bir şekilde bitiriyorum…

 

Hava Durumu : 22 derece civarında, güneşli ve az bulutlu

 

Özgür Kaynak - ozgur.kaynak@yuruyoruz.com


 




Share