Hep hayallerle büyür insan ya, ben de gezgin olabilmenin hayali ile büyüdüm.
Ülkemiz şartları ne yazık ki insanları ancak 20’li yaşlarda hobi sahibi yapabilecek düzeyde. İşte ben de üniversite yıllarına kadar bekledim. Hep okudum gezenleri, tırmananları yada bir fotoğraf karesinde bir anı ölümsüzleştirenleri; Jules Verne, Mehmet Yaşin ve dahası… Sonunda ben de tırmandım, ben de yakaladım bir sabah güneşin vurduğu bir dağın kızıllığını ve o hayale bir adım daha yaklaştım. Tırmandım pek çok tırmanış bahçesinde, kimisinde ulaşarak zirveye kimisinde bir dahaki sefere diyerek tamamladım etkinliği.
Elbette ki severim tırmanmayı yada bir siluet yaratmayı bir dağda ve hikayeleştirmeyi hayatı birkaç paragraf ile, pedallamayı sonra bir şehir yada dağın zirvesine dik bir patikadan. Bulundum pek çok dağın zirvesinde, belki de sadece içimdeki dorukları zorladım, ulaşmaya çalıştım onlara. Yol aldım kilometrelerce hayatıma pedallayarak. Büyüdüm oralarda, şehirdeki zorlukları aşmayı, yenebilmeyi onları; öğrendim ve büyüdüm.
Bir arada üniversiteli oldum. Bölümse makine mühendisliğiydi, ucundan biraz daha okuyorum. Aslında Adana’da doğdum, ama Kayseri’de büyüdüm , Erciyes’te kendimi aradım. Zirvesine baktım, buzulunu aradım, sonra anladım ki ben aslında yollarda olmalıydım. Şehirde değil ama şehre giden yolda, zirvede değil belki ama mutlaka zirve yolunda. Ben kendimi ararken aslında bir hayalin peşindeydim.
Hissetmeye, anlamaya çalıştığım dağlar:
Ağrı Dağı, kış tırmanışı,
Süphan Dağı, yaz tırmanışı,
Erciyes Dağı, yaz ve kış tırmanışları,
Aladağlar, yaz ve kış tırmanışları,
Medetsiz dağı, kış tırmanışı,
Aladağlar, yaz transı,
Kaçkarlar, yaz transı,
Verçenik Dağı, yaz tırmanışı,
Munzur dağları, yaz tırmanışı.


