foto14.jpg

E-Posta:

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player



   

Ana Sayfa > Doğa > Çocuk ve Doğa



Geri Dönüşümün Yaygınlaşması İçin Önce Çocuklar

Yazı ve Fotoğraflar: Nuran Akkılıç Kansu

nuran_akkilic_geri_donusum_05.jpg

Hepimiz biliyoruz ki doğa ve çevrenin korunması doğadaki tüm canlıların sağlığı için yapılabilecek en önemli şeydir. Geri dönüşümle kazanılabilecek atıkların değerlendirilmesiyle çöp miktarı azalacak, çevre ve doğa kirlenmeyecek, atık maddelerin tekrar kullanımı ile ekonomiye katkı sağlanmış olacaktır.

 

 

Atıkların çöplere atıldığı, çöplerin sokaklara ve doğaya atıldığı ülkemizde çevre bilincini geliştirmek ve geri dönüşümün yaygınlaştırılmasını sağlamak için belediyeler,  resmi kuruluşlar, dernekler ve vakıflar çeşitli çalışmalar yapmakta, pek çok okulda çevre derslerinde geri dönüşüm konusu işlenmektedir. Toplumda herkesin konuyla ilgili bilinçlendirilmesi sağlanmaya çalışılmakta ama buna rağmen pek çok insan hala sokaklara çöp atmakta, gittiği doğa gezisi ya da piknikte doğayı kirletmeye devam etmektedir. Davranışların alışkanlık haline dönüşebilmesi zaman alıyor. İleri yaşlarda ise alışkanlık kazandırmak gerçekten kolay olmuyor. İyi davranışların alışkanlık haline gelebilmesini sağlamak için eğitime okul öncesi dönemde başlamak gerekiyor.

 

 

 

İyi Alışkanlıklar Edinmek Küçük Yaşta Oluşuyor


Gelişmiş ülkelerde çocuklara geri dönüşüm bilgisi daha okula başlamadan, bebekliklerinde verilmeye başlıyor. Çevrelerindeki yetişkinler, anne, baba, abla, ağabey, büyükanne ve babalar, komşular sokaklara çöp atmıyor ve evlerinde atıkları için ayrı geri dönüşüm kutuları bulunduruyorlar. Çocuklar yetişkinleri örnek alarak büyüyorlar. Daha bebekliklerinde plastik, kağıt, cam ve teneke kutuların çöp olmadığını öğreniyorlar.    

 


Beynin hızla geliştiği ve öğrenme potansiyelinin en yüksek olduğu bu ilk yılların geleceğe etkisi oldukça büyüktür. Bu yaşlarda sahip olunan bilgi ve deneyimler çocukların gelecekteki yaşantısını etkileyecek ve bu yaşta kazandıkları iyi alışkanlıkları sürdürmelerini sağlayacaktır. Küçük yaşta geri dönüşüme karşı gelişecek olumlu tutum ve davranışlar ilerde doğayı seven, içinde bulunduğu çevreye değer veren ve hayat boyu geri dönüşümü hem evinde hem iş yerinde uygulayan ve uygulanmasını teşvik eden yetişkinler olmalarını sağlayacaktır.

 

 

Toplumsal Sorumluluklarımız


Ülkemizde bazı anaokullarında geri dönüşüm projeleri başlatılarak kağıt kumbaraları kullanılmaktadır. Bunlar, bu ülkenin çocuklarını ve geleceğini önemseyen, çevre bilinci gelişmiş, gelecekte bizi bekleyen tehlikeyi görebilen ve toplumsal sorumluluklarının farkında olan okullardır. Bu bilinci geliştirmek ve geri dönüşümün yaygınlaştırılarak çevrenin ve doğanın korunmasını sağlamak bütün eğitimcilerin üstlenmeleri gereken sorumluluklardır.   

 




Çevre ve doğa bilincinin geliştirilmesi sadece eğitimcilerin değil aynı zamanda tüm toplum bireylerinin üstlenmesi gereken toplumsal bir görevdir.  Üstümüze düşen ilk görev çocuklara temiz bir dünya sunmaktır. Bunun için onlara model olmamız gerekir.

Bir grup anaokulu öğrencisiyle geri dönüşüm projemizin bir parçasını oluşturan “Çöp Farkındalığı” yürüyüşümüzü okulun etrafındaki sokaklarda gerçekleştirdik. İnsan ve diğer tüm canlıların sağlığını tehtid eden, ağzı bağlanmamış poşetlerde sokağa atılmış çöplerin ve atıkların oluşturduğu “görsel kirlilik” sokaklarımızda her gün karşılaştığımız ve rahatsız olduğumuz bir görüntüdür. Bu görüntüyü en başta çocuklar olmak üzere hiç kimse hak etmiyor.   

 

 

Çocuklarımızın Sokaktaki Çöp Görüntülerini Normal Kabul Etmesine İzin Vermeyelim


Sağlıklı, temiz, güvenilir ve güzel görünen bir çevrede yaşamak bütün inanların hakkıdır.  
Görüntüler zamanla alışkanlık yapar. İnsanlar gördüklerini kanıksamaya başlarlar.
Çocuklarımız dünyaya geldiklerinde bilgisayar vardı ve hemen adapte oldular, onlar dünyaya geldiklerinde cep telefonları vardı ve hemen adapte oldular. Onlar dünyaya geldiklerinde sokaklarda, ormanlarda, piknik alanlarında çöpler vardı ve hâlâ da var ve çocuklar buna da adapte oluyorlar. Çocuklarımızın bu görüntüleri kanıksamasına izin vermeyelim. Her gün görerek gözümüzün alıştığı şeyleri “normal” kabul etmeye başlıyoruz. İyi alışkanlıklar sadece evde ve okulda edinilmiyor, toplumun da buna etkisi çoktur. Çevre bilincinin temel eğitimi aile ile başlar, daha sonraki yıllarda okul öncesi ve ilkokul döneminde eğitim kurumları üstlenir bu görevi. Ayrıca toplumun bireyleri olarak bu bilinci oluşturmak hepimizin toplumsal görevidir.  

 

 

Çocuklar bebekliklerinden beri kazandıkları alışkanlıkları çevrelerinde yaşayan yetişkinleri izleyerek, taklit ederek, kısacası model alarak edinirler. Çevrelerindeki yetişkinler, (anne, baba, abla, ağabey, büyük anne ve babalar, komşu, bakkal, manav) ve okullarındaki öğretmenler çöp ile ilgili ne kadar çok açıklama yaparlarsa yapsınlar, çevre farklı davranıyorsa çocuklar söylenenleri değil gördüklerini uygulayacaklardır. Her gün okuluna yürüdüğü sokakta dağılmış çöp yığınları ve atıklardan oluşmuş öbekler,  “sokağa çöp atılabilir” mesajını vermiyor mu? Çocuk her gün gördüğü bu görüntüleri normal kabul etmeye başlamıyor mu? Bu yaşta zihinde normal olarak kabul edilen ve kanıksanan görüntüler etkilerini ömür boyu taşımayacak mı? Çevreyi ve doğayı temiz tutmak için çaba göstermek ve çocukların da öyle davranması için teşvik etmek bütün yetişkinlerin üzerinde önemle durması gereken bir konudur. Zihinlerde oluşturacağımız doğru görüntüler, temiz ve sağlıklı sokaklar çocukları olumlu yönde etkileyecektir. Çocuklara bugün çevrelerinde gördükleri görüntülerin normal olmadığını ve bunun değişmesi gerektiğini açıklayalım. Sokakların, parkların, piknik alanlarının ve diğer tüm doğa alanlarının temiz olması için çöp atmamalarını onlara model olarak öğretelim.

 



Sokağa yediği cipsin ambalaj kağıdını atan bir çocuğa atmamasını söylediğinizde “Ama herkes atıyor” cevabını almanız içten bile değildir. Neden atmaması gerektiğini söylemeniz dahi yeterli olmayabilir. Önce çocukların doğayı ve çevrelerini tanımalarını ve sevmelerini sağlayabilirsek, sevdikleri şeyi korumayı daha kolay öğrenebilirler.

 

 

Doğayı Seven Çocuk Zarar Vermek İstemez


Aslında çocuklar çevrelerine, doğaya ve buralarda yaşayan böcek, ağaç, çiçek, hayvanlar gibi tüm canlılara karşı doğal olarak ilgililerdir. Zamanlarını doğada geçirmek, gördükleri şeyleri merak ederek incelemek ve hakkında öğrenmek çocuklar için çok zevklidir. Bu nedenle onların bu ilgi ve meraklarından yararlanarak çocukların mümkün olduğunca sık doğaya çıkmalarını sağlamak gerekir. Doğadaki dengeyi, doğanın döngüsünü ve nasıl işlediğini, bu işleyişin atılan çöp ve atıklarla nasıl bozulduğunu anlamalarına yardımcı olmak, çocukların geri dönüşümü daha bilinçli ve istekli yapmalarını sağlayacaktır.  

 

 

Çocuklar hayvanları çok severler. Geri dönüşümü bu hayvanların sağlıkları ve yaşamları ile ilişkilendirin. Çocuklarla doğada yaşayan kuşları gözlemlemeye gidin, seslerini dinleyin, yavrularını suda nasıl dolaştırdıklarını izleyin. Kuşların ekosistem ve çevreyi koruma açısından sağladıkları faydaları öğretin. Kuşların azalması ya da yok olması ile doğadaki dengenin nasıl bozulacağını anlatın. Çocuklar yakından inceleme ve gözlemleme şansı buldukları bu kuşlara hayranlık duyacak, sevecek ve onların zarar görmesini istemeyeceklerdir. Doğada yaşayan, kuş, sincap, tilki, kaplumbağa gibi pek çok canlının, insanların piknik sonrası bıraktığı naylon poşetleri, içindeki birkaç kırıntı ya da üzerindeki lezzetli tad için yiyerek ya sağlıklarından ya da hayatlarından olduklarını öğrenen çocuklar çevre temizliğine ve doğada çöp atmamaya daha çok özen göstereceklerdir.

 

 

Kağıt yapmak için ağaçların kesildiğini, ağaçların kesilmesiyle böcek, çiçek ve hayvanların yetiştiği doğal ortamdaki dengenin bozulduğunu ve bunun da ekosistemi olumsuz yönde etkilediğini bilmeleri çocukların daha az kağıt kullanmak için çaba sarf etmesini ve kullandıkları kağıtları geri dönüşüme yollamasını sağlayacaktır.

 

 
Doğru eğitilmiş ve iyi alışkanlıklar kazanmış bir çocuk çevresini de eğitecektir. Çevresini temiz tutmanın ve geri dönüşümün önemini anlayan ve uygulayan çocuklar çevrelerindeki diğer insanları da böyle davranmaları için teşvik edecek ve etkileyecektir.

 

 

Bu yazı “Çoluk Çocuk” dergisinde ekim 2008 sayısında yayınlanmıştır.

Nuran Akkılıç Kansu - www.oncecocuklar.com




Share