Gökyüzüne yürümek, belki de gökyüzünde yürümek. Zaman zaman yürüyüşlerimiz için gittiğimiz yerlerde yaşadığım duyguları bu şekilde ifade edebilirim belki . 2007 yılı başlarında Gezginder ile yürümeye başladım ve o zamandan beri düzenli olarak hafta sonları yürüyüşlere gidiyorum. Çok keyifli ve inanılmaz yürüyüşler. Daha önceden birileri söyleseydi inanmazdım herhalde; "Şehirden bir iki saat uzakta gökyüzüne yakın yerlere gidebilirsin", "Yabani erik toplayıp nefis bir hoşaf yapabilirsin", "Dalından alıç toplayabilirsin", "Kelebeklerin etrafında dolanıp durduğu bir tepede öğlen yemeğini yiyebilirsin", "İlkbaharda kar suları ile coşan, kışın donup bir başka güzellik sunan küçük bir şelale görebilirsin", "Şehirde hiç kar yokken yarım metre karda yürüyüp, yorulup ardından sıcak çayını yudumlayabilirsin". Hepsi gerçek, hepsini yaşadım, yerlerini söyleyebilirim. :) Hatta bunları çoğaltabilirim .
Bir hafta boyunca baktığım her yerde gözümün önüne gelen; içimde taşıdığım manzara, şehirde iyi bir kalkan oluyor bana. 2007 Kasım ayında Cumartesi günü akşam saatlerinde Ankara'da fırtına var, yağmur var, ertesi gün Kızılcahamam Üyücek Yaylası yürüyüşüne gidebilecek miyiz ?. Şimdiye kadar yağmurdan kaçtığımız olmadı, evet gittik, kar var, bizler için mevsimin ilk karı ve harika manzaralar.
Derin bir vadi, kanyon, birbirinden güzel taşlar ve kayalar. Sonbaharda renkler ve ışık bir harika. Her yerde vahşi yaşama dair izler görülebiliyor. Yürürken dikkat gerektiren bir dere yatağı. Yer; Kızılcaköy - İğdir göleti.
Yürüdüm, gittim gördüm, yanımda getirdim, çoğu içimde yüreğimde. Bazıları da bu sitede bir yerlerde, sabit görüntüler halinde. Bu siteyi gidip gördüğümüz yerlerden getirdiklerimiz için hazırladık.
İyi Seyirler
Sevgiler Deniz Tokay





