foto10.jpg
Biz Kimiz, Hakkımızda Fotoğraf, Fotoğrafçılık Dağcılık Doğa Yürüyüşleri, Trekking, Gezi Doğa, Çocuk ve Doğa, Ağaç Türleri, Böcekler ve Bitkiler Bisiklet, Parkurlar, Yazılar, Anılar Sponsorlar İletişim

Çocuğumla Doğadayız Çocuğumla Doğadayız

E-Posta:


   

Ana Sayfa > Trekking ve Gezi > Anılar



ANI: Ansızın Gelip Dizilivermişler.

IMG_4071_edit_kucuk.jpg

Afsad Doğa Atölyesi ile ilk gezimizi gerçekleştirdik. İki araç halinde sabah 08:00'de Ankara'dan Işık Dağı'na doğru yola çıktık. Yanımızda bolca CF kart, tripod, bir kaç öğün kumanya, fotoğraf makineleri ve neler göreceğiz merakıyla yoldaydık. Soğuk bir gündü, oldukça soğuk.

 

Tarık Hoca (Yurtgezer) ilk çekim molasını Güvem Köyü'nden sonra, Sabunkaya diye bilinen Fındıklı Mezrası'nda verdi. Çoğu zaman arabayla yanından geçip gidilen, belki de  çok az kişi tarafından farkedilen bazalt kayaların bulunduğu bir yer. Yolda bir köprü var ve yol kayaların arasından geçiyor. Köprünün sağında ve solunda manzara muhteşem. Bu noktada yolun her iki tarafında kayaların önünden akan bir de dere var.  Köprüye yakın bir noktada araçlardan indik ve sıkı bir soğuğa merhaba dedik. Güneş alan yere doğru hızlı yürüyüşle , köprü yakınına, bazalt kayaları iyi gören bir noktaya doğru ilerledim. Kayaların bazı cepheleri sabah ışığını oldukça güzel bir şekilde alıyordu. Dere yatağına indim, buz tutmuştu. Karşımda sabah ışığını alan bazalt kayalar diyagonal bir şekilde dizilmişlerdi. Hepsi hassas ölçülerle yerleştirilmişti sanki.  İzlemesi keyifli bu manzaradan dikdörtgen bir parçayı, hep konuşulan kompozisyon değerleri ile kopardım aldım. :)  Canon Eos 350 D makine, RAW formatında, 100 Asa, Sigma 70 mm EX Macro ile.  Kayalara uzaktan bakıp biraz detay çalıştıktan sonra karşı tarafa geçmeyi düşündüm. Dere üstünde yer yer oluşan açıklıklardan, akan suyu görebiliyordum. Üstte beyaz bir durgunluk, altta mavi bir coşku. Derenin çok da sığ olmadığını düşündüm. Geçebilir miyim. Bir kaç dikkatli adım, bir şey yok, yürünüyor. Bir kaç adım daha, çatırtılar gelmeye başladı ve birden sağ ayağımın altı boşalıverdi, su ile buz arasındaki boşluk sayesinde ayağım ıslanmadan kurtuldum. Başka bir yerden geçmeliydim. Arkada köprüye daha yakın noktalarda arkadaşlar karşıya geçmişlerdi bile, denenmiş yerleri kullanmak daha güvenli göründü. Buradan karşıya geçtim. Kayalara doğru yaklaştım, geniş açı ile altlarından bakarak fotoğraflar çektim, 18-55 den daha geniş bir şeyler kullanmalıyım, mesela bir 10-20. Bu durumda 10-20 ile tekrar gelmek gerekecek, peki şimdiki ışık burada olacak mı. Bu sırada  dere kenarında yerde uzanmış yatanlar, güzel fotoğraf hedefleriyle bin türlü çile çekenler ilginç manzaralar oluşturdular. Hatta bir ara Taner Hoca'yı (Kıral) derenin üstünde ayakları havada gördüm , bir çekim tekniği değil tabi, her yer buz malumunuz. Dere kenarında, donmuş su yüzeyinde kar parçaları ve kuru bitkiler vardı, güzel görünüyorlardı. Bu çileye ben de katıldım. Yolun diğer tarafı da çekilmeye değerdi doğrusu. Tepe şeklini almış bazalt kayaları görüntülemek için diğer tarafa geçtim. Açım yine yetersiz geldi bana, güzel kareler aldım fakat daha geniş bakmalı ve objelere daha yakın durarak heybeti artırmayı denemeliyim. Bu bölgede belki bir gün harcanabilir fotoğraf için ama bizim daha gidecek yerlerimiz var. Tam da kendimizi iyice kaptırmış, güneşte ısınmış, soğuğu unutmuştuk ki atlara bin borusu çalındı ve  araçlara döndük.

 

Çekimden sonra sıcak bir şeyler ve kumanyalardan küçük lokmalar iyi gitti doğrusu. Yarım saatlik karlı bir yolda ilerledikten sonra Yağcı Hüseyin köyüne ulaştık. Araçlar köy odasının önüne park edildi ve yürüyerek karlı köy yolundan Karagöl'e çıktık. Yolun kullanılmayan kısımlarında bir hayli kar vardı. Neyseki kalabalık bir ekiptik ve iz açmak sorun olmadı. Yürüyüş sırasında narin kar örtüsünü üzerine çekmiş kayalıklar ters ışıkta güzel görünüyorlardı.  Bu sırada karda iz bırakarak ilerleyen arkadaşların oluşturdukları lekelerde fena değildi doğrusu. Karagöl donmuştu ve üzeri karla kaplıydı. Göl kenarına kadar indik. Çölde çayı denemedim ama gölde çay ve kek, etrafta kar varken pek keyifli oluyor. Kış güneşi çabuk gelip geçiyor, karanlığa kalıp havayı sertleştirmeden ana yola çıkmak için toparlandık ve araçlara döndük. Köy odası keyfini ve konya şekerlerini de yanımıza alarak Ankara'ya doğru yola koyulduk.

Deniz Tokay

Bu Etkinliğin Fotoğrafları




Tasarım: Studio Martin